oto radyator temizleyici ve pisiko analiz bilgi

oto radyatör temizleyici ve pisiko analiz bilgi

oto radyatör temizleyici ve pisiko analiz bilgi la aynı doğrultuda yüzülmelidir, birkaç saniye içinde akıntının şiddeti azalır ve kişi sahile doğru yüzmek zorunda kalır. Aslında sualtı akıntı lan genelde kısa sürdüğü için sudan sağ salim çıkıla-bilir. Suyun geriye doğru çekme kuvveti azaldığında ise, yönünü değiştirip sahile geri yüzmek gerekir. Ricky’nin bildiği kadanyla bunlar son derece basit talimatlardı. Bir partide ya da okyanus kıyısında sıcak kumlann üzerinde dururken anlatıldığında, sualtı akıntısından kurtulmak derine yapışmış bir pireyi çıkarmaktan bile daha kolay gelir.
Ancak gerçekler çok daha acıdır tabii. Okyanusa doğru muazzam bir kuvvetle çekilmek, sahilin yarattığı güvenlik duygusundan uzaklaşmak kişide hemen panik duygusu yaratır. İnsanın kendisinden çok daha büyük bir kuvvet tarafından yönlendiriliyor olması korkunç bir deneyimdir. Korku ve okyanusun bir araya gelmesi ölümcül sonuçlar ortaya çıkarır. Bu iki şeyin ardından dehşete kapılma ve bitkinlik hissi gelir. Ricky hemen her sabah Cape Cod Times gazetesinde kıyıdan sadece birkaç metre ötede boğulan zavallı birisinin haberini okumuştu herhalde.
Ricky duygularına sımsıkı tutunmaya çalışıyordu, çünkü kendini bir akıntıya kapılmış hissediyordu.
Derin derin nefes alıp karanlık ve tehlikeli bir şeylere doğru çekildiği hissine karşı savaşmaya çalıştı. Virgirin bindiği siyah limuzin gözden kaybolur kaybolmaz, randevu defterini eline aldı ve hiçbir hastasını bu kadar aramak zorunda kalmadığı için unuttuğu telefon numaralarının arasından Bay Zimmerman5 ınkini buldu. Numarayı hızla tuşladı ancak telefonda duyduğu tek ses çalma tonuydu. Zimmerman yoktu. Zimmerman’m aşırı korumacı annesi de, telesekreter de yoktu. Sadece rahatsız edici ve hep aynı şekilde devam eden çalma tonu.
Kafasının karışık olduğu o an, Bay Zimmerman’la doğrudan görüşmenin daha iyi olacağmı düşündü. Üstelik Rumplestiltskin edavisini bırakması için Zimmerman’a para vermişse, kendine tcı çektiren kişinin kim olduğunu açıklığa kavuşturabilirdi. Zim-
Ricky neredeyse hiç yapmadığı bir şey yaptı ve yoldan bir taksi çevirmek yerine yürüyerek Central Park’ın karşı tarafına geçti. Biraz gayret eder ve sabrederse duygularını açığa kavuşturacağım, kendisine olanları anlayabileceğini düşünüyordu, Ancak aldığı eğitime ve son derece yüksek odaklanma gücüne rağmen, Virgil’in söylediklerini hatırlamakta güçlük çekiyordu. Halbuki vücudunun her bir ayrıntısını, dudaklannda gezinen tebessümden göğüslerinin yuvarlaklığına, tüm kadınsılığını raflar® lıkla anımsıyordu.
Günün sıcaklığı akşama yansımış, gitmek bilmiyordu. BirkJ yüz metre sonra sırtında ve koltukaltlannda biriken teri hissetti Kravatını gevşetip ceketini çıkardı, parmağıyla tutup sırtına attfl bu ona, hissettiklerinin tam tersine, kaygısız ve neşeli bir hava katmıştı. Park halen spor yapan insanlarla doluydu. Birkaç kez! çekilip yürüyüş yapan topluluğa yol vermek zorunda kalmıştı ] Köpekler için ayrılmış alanlarda köpeklerini yürüten sıradan in-] sanlar gördü, voleybol oynayan grupların yanından geçti. Beyz-bol sahaları, iç sahaların dışmda kalan alanlar birbirlerinin üzerine gelecek şekilde düzenlenmişti. Bir takımdaki sağ dış alan oyuncusunun genellikle başka bir sahanın sol dış alan oyuncusuyla yan yana durduğunu fark etti. Bu alanlarda şehre özgü, rip bir davranış oto radyatör temizleyici şekli vardı; herkes kendi oyununa odaklanmğğ çalışıyor, kimse başkasının oyununa müdahale etmiyordu^
sıra takımlardan birinin vurduğu top başka bir oyunun oynandığı sahaya düşüyor; sahasına top düşen oyuncular önce özenle kenara çekiliyor, daha sonra kaldıkları yerden devam ediyorlardı. Ricky hayatın nadiren bu kadar basit olduğunu düşündü, genellikle insanlar birbirlerinin hayatlarına bir şekilde karışırdı.
¡Zimmerman’ın oturduğu apartmanın bulunduğu caddeye ulaşmak için on beş dakika daha hızlı hızlı yürüdü. Apartmana varana kadar bir hayli terlemişti, ayaklarını sıkan ve muhtemelen su toplamasına neden olacak deri ayakkabıların yerine eski koşu ya da tenis ayakkabılarını giymiş olmayı diledi. Havadaki nemi ve soğuk terin akıp mavi gömleğini oto radyatör temizleyici lekelediğini hissediyordu. Saçlarının matlaşıp alnına yapıştığını düşündü. Ricky bir dükkanın önünde durup vitrindeki yansımasına bakmaya çalışırken duraksadı, çünkü camda gördüğü yüz, hastalarını muayenehane kapısmda karşılarken duygularım belli etmemeye çalışan düzgün görünümlü bir doktor yerine yataktan yeni fırlamış, ne yapacağını bilmeyen, endişeli bir adama aitti. Darmadağın, telaşlı, belki de biraz korkmuş görünüyordu. Biraz durup kılığını düzeltmeye çalıştı.
Neredeyse otuz yıllık meslek hayatı boyunca, hasta ile psikanalist arasındaki katı kurallara dayanan ilişkiyi hiç bozmamıştı. Hastalarından birine bakmak için evine gitmeyi bir kere olsun aklından geçilmemişti. Hastası kendisini ne kadar çaresiz hissederse hissetsin, içinde bulundukları depresyonla birlikte muayenehaneye gelirler, ona ulaşırlardı. Çok perişan bir durumdalarsa bile muayenehaneyi arar ve doktoru görmek için randevu alırlardı. Bu, iyileşme sürecinin ayrılmaz bir parçasıydı. Bazı hastalan için ne kadar zor olsa da, içinde bulunduklan durum yüzünden kendilerini felçli gibi hissetseler bile, onu görmeye muayenehaneye gelmeleri önemli bir adımdı. Psikanalistin muayenehanesinin sınırlan dışına pek çıkılmazdı. Hasta ve doktorun arasındaki ilişkinin yarattığı yüzeysel engeller ve aradaki mesafenin varlığı bazen zalimce görünebilirdi, ancak bu sayede hasta kendisiyle ilgili içgörüye kavuşuyordu.
Zimmerman’m oturduğu apartmana bir sokak kaj^ köşeyi döndüğü sırada durdu. Kararsız kalmıştı. Kendisi^ noktada bulmaktan ötürü şaşkındı. İçinde bulunduğu duruna Zimmerman’ın, muayenehanesinin kapısının önünde volta atı^ smdan farklı olmadığını düşününce, tereddüdü geçti.
İki veya üç adım daha attı ve yine durdu.
Başını salladı ve yüksek sesle, ancak nefes nefese, “Bunuya. pamayacağım,” dedi.
Birkaç metre uzaktan geçen genç bir çift bu sözleri duymuş olmalı ki, adam, “Tabii ki yapabilirsin, dostum. O kadar zor değil diye cevap verdi. Koluna girmiş olan genç kadın ise bir kahkaha patlatıp, sanki radyatör temizleyici adamı hem esprili hem de kaba olduğu için cezalandırmak istercesine koluna çimdik attı. Genç çift yanından geçip, önlerindeki akşam onlar için ne planladıysa onu yaşamak üzere giderken, Ricky ayakta durmuş, halatla bağlı olup bir yere gidemeyen, ancak sert rüzgar ve akıntıyla oradan oraya savrulan bir tekne gibi sallanıyordu.
“Ne demişti?” diye kendi kendine fısıldadı.
Zimmerman tam olarak saat 14:37’de yakındaki bir metro is- ,ğk tasyonunda tedavisini sonlandırmaya karar verdi.
Bu hiç mantıklı değildi.
Omzunun üzerinden arkasma baktı ve köşede bir telefon ku-| lübesi gördü. Kulübeye doğru hızlı adımlarla yürüyüp makine-1 ye bir çeyreklik attı ve hemen Zimmerman ’ın numarasını tuşla-dı. Telefon defalarca çaldı, ancak açan olmadı.
Ricky rahatlamış gibiydi; ancak Zimmerman’m annesinin telefona bakmaması onu şaşırtmıştı. Oğluna göre kadın, ardı arkası kesilmeyen öfkeli taleplerini ve aşağılayıcı yorumlanın savurmak dışında, gününün çoğunu yatakta, güçsüz ve hasta bir şekilde geçiriyordu.
Yapması gereken, yaşadığı olayları zihninde bir sıraya koymaktı, sonra da içine hapsolduğu bu oyunda olanları basit bir lis-^
Psiko Analist
te hâline getirecekti. Yapmaması gereken şey İse, korkup aceleci davranarak Roger Zimmerman’ı analiz etmek için geçirdiği bir yılı çöpe atmaktı.
Kendi kendine bunları düşündü ve emin oldu. Kararlı bir ifadeyle arkasını dönerek, tatile çıkmak üzere bavulunu toplamaya evine doğru yollandı.
Ancak gözleri 92. Cadde metro istasyonunun girişine takılmıştı. Diğer radyatör istasyonlarda olduğu gibi, bu metro da, yerin altına doğru inen, üzerinde san oklar bulunan çok sayıda basamaktan ibaretti. Okların işaret ettiği yöne doğru gitti, basamakların başmda bir an I durakladı, sonra aşağı inmeye başladı. Birden içi korkuyla dol- I muştu, sanki bir şeylerin üzerindeki sis perdesi kalkmış ve görü- I nür hale gelmişti. Basamakları inerken ayak sesleri duyuluyordu. I Duvarlardaki ışıklar vızıldayıp uğulduyor, fayanslara çarpıp yansıyordu. Uzaktan bir trenin sesi duyuldu. Yıllardır açılmamış do-, labın kapağından gelen kokuya benzer eski, köhne bir koku geldi. Ardından gelen yoğun sıcaklığı hissetti, tren istasyonu bütün gün sıcaktan yanmış, ancak şimdi soğumaya başlamış gibiydi. O esnada istasyonda birkaç kişi vardı, jeton gişesinde çalışan zenci kadım fark etti. Kadının bozuk para isteyen yolcularla meşgul olmadığı bir anın gelmesini bekledi ve gişeye yaklaştı. Sert plastikten yapılmış penceredeki metal, yuvarlak konuşma deliğine doğru eğildi ve “Özür dilerim,” dedi.radyatör temizleyici

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder